dayımın anısına (1958-2008)
Deliler Koğuşu -
Ahmet Sururi Sezer
Sayısı oldukça kabarık olan özel hastalara, hastane yöneticisi oldukça büyük ve rahat bir koğuş tahsis etmişti. Hastaneye gelen ziyaretçiler için büyük bir eğlence kaynağı olan hastalara, (deli de diyebiliriz.) belirsiz bir şahıs tarafından sonsuza dek (ölünceye kadar) bakılması sağlanmıştı.
Tam sayısı 17 olan (7 kişinin ölmesiyle) 10 kişi kalan bu hilkat garibeleri nedense diğer hastalardan farklıydılar. Bunu anlamak için hastane personelinin onlara karşı tutumunu incelemek yeterliydi. Diğer delilere uygulanan (meselâ soğuk duş, elektrik duşu vs.) gerekli işlemler onlara uygulanmaz ve personel gerek yemek dağıtımında gerek bahçede dolaşımda büyük bir nezaket gösterir, sanki onları incitmek istemezlerdi.
Günlerden salıydı, hastanenin yeni doktorlarından Ahmet Günalp birinin, kendisinin dikkatini çekmek istediğini hissetti. Ve arkasını döndü: Karşısında 50 yaşlarında kır saçlı, gözleri dikkati çekecek kadar parlak uzun boylu bir adam gördü: Adam konuştu...
— Sen! buraya gel...
— Ne istediniz?
— Birine ihtiyacım var, çok yalnızım çok yalnızız. Bize deli diyorlar değiliz, Değiliz… Adamın son kelimesinde biraz acılık vardı. Doktor Ahmet Günalp onun kendisine bahsedilen özel hastalardan olduğunu anladı. Büyük bir merakla:
— Derdinizi anlatın lütfen, belki... dedi ve sustu.
Adam hızlı hızlı konuşmaya başladı...
— Biz İzmir'in Torbalı köyündeniz. 1993 tarihinde çocuklar köyümüze heyecanla koşarak geldiler. Onları zorla yatıştırdık. Sorduk:
— Ne oldu? Ne koşarsınız?
Karışık olarak anlatmaya başladılar. Köyün biraz uzağında bir yere ateş düşmüş. Merak ettik. Çocukları, kadınları, ihtiyarları eve soktuk. Ve 17 kişi ne olduğunu görmeye gittik. Biraz köyden uzaklaşınca ufak tabak şeklinde bir şey gördük. Yaklaşınca o şey büyüdü, büyüdü kocaman oldu.
Konuşması kesildi, çok uzaklara dalmış gitmişti. Sadece dudakları kıpırdıyordu. Bir hastabakıcı geldi koluna girdi ve onu götürdü...
Doktor onun arkasından baktı ve düşündü: «Keşke bizi o gün görmeselerdi. Belki her şey başka olurdu. Gemiyi de tamir edememiştik ve dünyaya uyum göstermiş burada kalmıştık!» Hırsla yere tükürdü... Oysa onun dünyasında hırs ve tükürüğün yeri yoktu...
Ahmet Sururi Sezer, 3.Ödül, X-Bilinmeyen Bilim Kurgu Dergisi, Ekim 1977.









